AB Çatışma Mineralleri Yönetmeliği: Altın ve Diğer Maden İthalatçıları İçin Durum Tespiti
5 dk okuma
2021'den itibaren yürürlüğe giren AB Çatışma Mineralleri Yönetmeliği, kalay, tantal, tungsten ve altın ithalatçıları için titiz tedarik zinciri durum tespiti zorunluluğu getiriyor. Bu makale, yönetmeliğin kapsamını, yükümlülüklerini ve değerli metaller ile diğer ilgili mineraller için durum tespitinin pratik uygulamasını ele alıyor.
Temel fikir: Kalay, tantal, tungsten ve altın ithal eden Avrupalı ithalatçılar, çatışma finansmanı ve insan hakları ihlalleri risklerini belirlemek ve ele almak için güçlü tedarik zinciri durum tespiti uygulamalıdır.
AB Çatışma Mineralleri Yönetmeliğine Giriş
Avrupa Birliği'nin 2017/821 sayılı Tüzüğü, yaygın olarak AB Çatışma Mineralleri Yönetmeliği olarak bilinir ve 2021'de yürürlüğe girmiştir. Çatışma etkilenen ve yüksek riskli bölgelerden (CAHRAs) kaynaklanan kalay, tantal, tungsten ve altın (3TG) ithalatçıları için zorunlu durum tespiti yükümlülükleri getirerek silahlı grupların finansmanını ve ilgili zulümleri azaltmayı amaçlamaktadır. Bu yönetmelik, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Dodd-Frank Yasası'nın 1502. Bölümü gibi emsal teşkil eden küresel sorumlu kaynak kullanımı çabalarıyla uyumludur. Dodd-Frank'ın raporlama odaklılığının aksine, AB yönetmeliği tedarik zinciri boyunca proaktif risk yönetimi ve azaltılmasına vurgu yapmaktadır. Kapsam, hem ham maddeleri hem de bileşenlerdeki kullanımlarını içermektedir, bu da bu metalleri kullanan elektronik, havacılık ve otomotiv gibi aşağı akış sektörlerini dolaylı olarak etkilemektedir. Değerli metaller sektörü, özellikle altın için, AB pazarı içinde veya AB pazarına tedarik sağlayan rafinajcılar, tüccarlar ve üreticiler için altınlarının sorumlu bir şekilde kaynaklandığını ve çatışmaya katkıda bulunmadığını sağlamak açısından önemli bir sorumluluk anlamına gelmektedir.
İthalatçılar İçin Kapsam ve Durum Tespiti Yükümlülükleri
Yönetmelik, "kapsam dahilindeki" ithalatçılar için geçerlidir; bunlar, ham veya yarı mamul formda veya bu metallerin kasıtlı olarak bulunduğu bileşenler ve nihai ürünler olarak kalay, tantal, tungsten ve altın ithal edenlerdir. Bu ithalatçılar için temel yükümlülük, güçlü bir tedarik zinciri durum tespiti politikası ve sistemi uygulamaktır. Bu sistem, 3TG'nin kaynaklanmasıyla ilgili riskleri belirlemek ve ele almak üzere tasarlanmalıdır. Yönetmelik, Çatışma Etkilenen ve Yüksek Riskli Alanlardan Sorumlu Mineraller Tedarik Zincirleri İçin OECD Durum Tespiti Rehberi'ni yansıtan beş adımlı bir durum tespiti süreci özetlemektedir:
1. **Güçlü yönetim sistemleri kurmak:** Bu, açık bir durum tespiti politikası geliştirmeyi ve uygulamayı, sorumluluk atamayı ve iç kontrolleri oluşturmayı içerir. Değerli metaller ithalatçıları için bu, sorumlu kaynak kullanımı ilkelerini kurumsal yönetişimlerine ve operasyonel prosedürlerine entegre etmek anlamına gelir.
2. **Tedarik zincirindeki riskleri belirlemek ve değerlendirmek:** İthalatçılar, tedarik zincirlerindeki çatışma finansmanı, insan hakları ihlalleri ve diğer yasa dışı faaliyet risklerini belirlemek için risk değerlendirmeleri yapmalıdır. Bu, tedarik zincirlerini haritalamayı, malzemelerinin kökenlerini anlamayı ve bilgi toplamak için tedarikçilerle etkileşim kurmayı gerektirir.
3. **Tedarik zinciri risklerini azaltmak:** Risk değerlendirmesine dayanarak, ithalatçılar belirlenen riskleri azaltmak için önlemler uygulamalıdır. Bu, uygulamaları iyileştirmek için tedarikçilerle etkileşim kurmayı, güvenceler aramayı veya aşırı durumlarda uyumsuz aktörlerle iş ilişkilerini askıya almayı veya sonlandırmayı içerebilir.
4. **Üçüncü taraf denetimleri yapmak:** İthalatçılar, durum tespiti politikaları ve uygulamaları hakkında bağımsız üçüncü taraf denetimleri yapmalı veya yaptırmalıdır. Bu denetimler, durum tespiti sisteminin uygulanmasını ve etkinliğini doğrular ve risk azaltma çabalarının bağımsız bir değerlendirmesini sağlar.
5. **Durum tespiti hakkında kamuya açık raporlama:** İthalatçılar, risk yönetimi çabaları da dahil olmak üzere durum tespiti politikaları ve uygulamaları hakkında kamuya açık raporlama yapmalıdır. Bu şeffaflık, sektör içinde ve paydaşlarla güven ve hesap verebilirlik oluşturmayı amaçlar.
Önemli olarak, yönetmelik ithalatçıların tedarik zincirlerinin çatışma finansmanından arındırılmış olduğunu sağlamak için tüm makul adımları attıklarını gösterebilmelerini gerektirir. Bu, tek seferlik bir uyum egzersizi değil, proaktif ve sürekli bir çaba anlamına gelir.
Çatışma Etkilenen ve Yüksek Riskli Alanları (CAHRAs) Yönetmek
AB Çatışma Mineralleri Yönetmeliği'nin kritik bir unsuru, Çatışma Etkilenen ve Yüksek Riskli Alanlardan (CAHRAs) kaynaklanan risklerin belirlenmesi ve yönetilmesidir. Yönetmelik, CAHRAs'ın kapsamlı, statik bir listesini sunmak yerine, bunların belirlenmesi için kriterler oluşturur. Bu kriterler arasında silahlı çatışma, yaygın insan hakları ihlalleri ve organize suç gruplarının varlığı yer alır. Avrupa Komisyonu potansiyel CAHRAs'ların bir listesini tutar, ancak ithalatçılar kendi değerlendirmelerini yapmak ve tedarik zincirlerindeki bu kriterleri karşılayan alanları belirlemekle yükümlüdür. Bu, bir alan açıkça listelenmemiş olsa bile, bir ithalatçının hala potansiyel riskler için onu değerlendirmesi gerektiği anlamına gelir. Değerli metaller, özellikle de genellikle uzak ve değişken bölgelerdeki zanaatkar ve küçük ölçekli madencilik (ASM) operasyonlarından kaynaklanabilen altın için, CAHRAs'daki riskleri belirlemek ve yönetmek çok önemlidir. Örneğin, Afrika'daki birçok altın üreten bölge tarihsel olarak çatışma ve insan hakları sorunlarından etkilenmiştir. Bu nedenle ithalatçılar, altınlarının kökenini izlemek, kaynağını doğrulamak ve çatışmayı körükleyen veya insan hakları ihlallerini artıran bir şekilde çıkarılmadığını veya ticaretinin yapılmadığını sağlamak için güçlü metodolojiler geliştirmelidir. Bu genellikle, işledikleri altının kökeni hakkında ayrıntılı bilgi sağlayabilen ve kendi durum tespiti sistemlerini kurmuş saygın rafinajcılar ve eritme tesisleriyle çalışmayı içerir.
Değerli Metaller İçin Uygulama ve Uyum
AB Çatışma Mineralleri Yönetmeliği'ne uyum, değerli metaller, özellikle altın ithalatçıları için karmaşık bir görevdir. Altının doğasında bulunan özellikler – fungible olması, küresel ticaret hacimleri ve genellikle parçalanmış kaynak kullanımı – tedarik zinciri şeffaflığını özellikle zorlu hale getirmektedir. İthalatçılar, yalnızca tedarikçi beyanlarına güvenmenin ötesine geçmeli ve çok katmanlı bir yaklaşım uygulamalıdır:
* **Tedarik Zinciri Haritalama ve Şeffaflık:** İthalatçılar, altınlarının kökenini anlamak için mümkün olduğunca yukarı akışa gitmelidir. Bu, eritme tesislerini, rafinajcıları ve mümkünse madenleri veya madencilik alanlarını belirlemeyi içerir. Gerekli bilgiler yalnızca miktarı değil, aynı zamanda belirli kökeni ve yukarı akış aktörleri tarafından üstlenilen ilgili sertifikaları veya durum tespiti çabalarını da içerir.
* **Risk Değerlendirme Araçları ve Metodolojileri:** OECD Durum Tespiti Rehberi gibi yerleşik çerçevelerin kullanılması esastır. Bu, çatışma bölgelerine yakınlık, çocuk işçiliği kanıtları veya yasa dışı faaliyetlerle bağlantılar gibi altın kaynak kullanımıyla ilgili belirli risk göstergeleri geliştirmeyi içerir. London Bullion Market Association'ın (LBMA) Sorumlu Kaynak Kullanımı Programı gibi araçlar, altın rafinajcıları için değerli bir ölçüt ve çerçeve sağlar; ithalatçılar bunu kullanabilir.
* **Yukarı Akış Ortaklarıyla Etkileşim:** Eritme tesisleri, rafinajcılar ve tüccarlarla proaktif etkileşim çok önemlidir. İthalatçılar, tedarikçilerinin güçlü durum tespiti sistemlerine sahip olduklarını, AB yönetmeliğine uyduklarını ve sorumlu kaynak kullanımı uygulamalarına bağlı olduklarını teyit etmelidir. Bu, tedarikçi denetimleri yapmayı ve ayrıntılı belgeler talep etmeyi içerebilir.
* **Sektör Girişimlerini ve Sertifikalarını Kullanma:** LBMA Sorumlu Kaynak Kullanımı Programı veya diğer güvenilir sertifikasyon şemaları gibi tanınmış sektör girişimlerine katılım veya uyum, uyumu göstermeye önemli ölçüde yardımcı olabilir. Bu girişimler genellikle yönetmelik tarafından zorunlu kılınan durum tespiti gerekliliklerinin çoğunu içerir.
* **Kayıt Tutma ve Belgelendirme:** Tüm durum tespiti faaliyetlerinin kapsamlı ve doğru kayıtlarını tutmak hayati önem taşır. Bu, tedarikçi bilgilerini, risk değerlendirmelerini, azaltma önlemlerini, denetim raporlarını ve kamuya yapılan açıklamaları içerir. Bu kayıtlar, uygulama için sorumlu ulusal yetkili makamlara uyumu göstermek için gerekli olacaktır.
Yönetmeliğin başarısı, tedarik zincirindeki tüm aktörlerin aktif katılımına ve bağlılığına bağlıdır. Değerli metaller için bu, altının cazibesinin istemeden insan acılarına ve istikrarsızlığa katkıda bulunmadığından emin olmak için ortak bir çaba anlamına gelir.
Önemli Çıkarımlar
•AB Çatışma Mineralleri Yönetmeliği (2017/821), kalay, tantal, tungsten ve altın ithal eden AB ithalatçılarının zorunlu tedarik zinciri durum tespiti yapmasını gerektirir.
•Yönetmelik, OECD yönergeleriyle uyumlu beş adımlı bir durum tespiti süreci zorunlu kılar: yönetim sistemleri, risk belirleme/değerlendirme, risk azaltma, üçüncü taraf denetimleri ve kamuya raporlama.
•İthalatçılar, tedarik zincirlerindeki Çatışma Etkilenen ve Yüksek Riskli Alanlardan (CAHRAs) kaynaklanan riskleri belirlemeli ve yönetmelidir.
•Değerli metaller, özellikle altın için uyum, titiz tedarik zinciri haritalama, risk değerlendirmesi ve yukarı akış ortaklarıyla etkileşim gerektirir.
•Uyumun gösterilmesi, kapsamlı kayıt tutma, sektör girişimlerinden yararlanma ve proaktif risk azaltmayı içerir.
Sıkça Sorulan Sorular
AB Çatışma Mineralleri Yönetmeliği kapsamında "kapsam dahilindeki" ithalatçı kimdir?
"Kapsam dahilindeki" ithalatçı, Avrupa Birliği'ne kalay, tantal, tungsten veya altın ithal eden herhangi bir şirkettir. Bu, bu minerallerin ham veya yarı mamul formlarda, ayrıca bu metallerin kasıtlı olarak bulunduğu bileşenler ve nihai ürünlerdeki ithalatları da kapsar. Yönetmelik, "aşağı akış" ve "tüm" ithalatçılar arasında ayrım yapar. Listelenen minerallerin tüm ithalatçıları durum tespitine tabi olsa da, "aşağı akış" ithalatçıları (mineralleri bileşenler veya nihai ürünlerde kullananlar) için özel yükümlülükler, her bileşenin ayrıntılı tedarik zinciri haritalamasından ziyade risk azaltma ve durum tespiti çabaları hakkında raporlama üzerine odaklanarak bir miktar farklılık göstermektedir.
AB Çatışma Mineralleri Yönetmeliği ile ABD Dodd-Frank Bölüm 1502 arasındaki fark nedir?
Her iki yönetmelik de çatışma minerallerini ele almayı amaçlasa da, önemli farklılıkları vardır. Dodd-Frank Bölüm 1502 öncelikle ABD'de halka açık şirketlerin ürünlerindeki çatışma minerallerinin (kalay, tantal, tungsten ve altın) varlığı ve kökenlerini belirlemek için alınan önlemler hakkında raporlama yapmasına odaklanır. Buna karşılık, AB Çatışma Mineralleri Yönetmeliği, tüm AB ithalatçıları için zorunlu durum tespitine daha güçlü bir vurgu yaparak, tedarik zincirlerindeki çatışma finansmanı ve insan hakları ihlalleri risklerini proaktif olarak belirlemelerini ve azaltmalarını gerektirir. AB yönetmeliği ayrıca, yalnızca halka açık şirketler değil, çeşitli türdeki şirketler için uygulama kapsamı açısından daha geniştir ve yalnızca açıklama yerine risk yönetimine odaklanır.
Bir değerli metaller rafinacısı AB Çatışma Mineralleri Yönetmeliği'ne uyumu nasıl gösterebilir?
Bir değerli metaller rafinacısı, bir ithalatçı veya ithalatçılar için kilit bir tedarikçi olarak hareket ederek, OECD Durum Tespiti Rehberi ile uyumlu güçlü bir durum tespiti sistemi uygulayarak uyumu gösterebilir. Bu, açık bir durum tespiti politikasına sahip olmayı, metallerin kökenini belirlemek için kapsamlı tedarik zinciri haritalaması yapmayı, potansiyel çatışma finansmanı ve insan hakları ihlalleri için risk değerlendirmeleri yapmayı, risk azaltma önlemleri uygulamayı, durum tespiti sistemlerinin üçüncü taraf denetimlerinden geçmeyi ve çabaları hakkında kamuya raporlama yapmayı içerir. OECD kılavuzuyla uyumlu olan LBMA Sorumlu Kaynak Kullanımı Programı gibi tanınmış sektör girişimlerine katılım da uyumun güçlü bir göstergesidir ve aşağı akış ithalatçılarına durum tespiti göstermek için değerli bir araçtır.